Uzayda Altın Var! Uzay Madenciliği

Uzayda Altın Var! Uzay Madenciliği

Bilim-kurgu filmlerinde sıkça rastladığımız, düşüncesi bile insanın aklına bir türlü yatmayan bir mesele ‘uzay madenciliği’ ya da bir diğer adıyla asteroit madenciliği… O altın, platin ne varsa benim diyen paragöz yatırımcıların çalışmalara çoktan başladığı, geleceğin en kazançlı mesleklerinden biri olma potansiyeline sahip acayip bir konu.

Avatar filminde insanların başka bir gezegene gidip oranın kaynaklarına sahip olabilmek için verdikleri savaşı izlemiştik. Bu filmler gerçek mi oluyor? Eskiden hayal ettiğimiz çoğu şeyin günümüzde gerçekleşme fırsatını bulduğunu gördüğümüz bir çağdayız. Asla umutsuz değiliz ve de yapılan çalışmalar umutsuz olmamamız gerektiğini gösteriyor. Dünya’nın kaynakları bu kadar kısıtlıyken insanoğlu başka kaynak arayışlarına, başka dünyalara bir nevi uzaya yelken açmaya hazırlanıyor.

uzaymadenciliği-lepicallidus1

Dünya’daki savaşların nedeni bile kaynakları paylaşamamak olunca tek çare başka bir platformda kaynak aramaya kalıyor. Dünya üzerinde bulunan madenlerin bir kısmının en az 40 yıl sonra tükeneceği düşünülüyor. Günümüz endüstrisinin olmazsa olmazı, günlük yaşantımızda sıkça kullandığımız aklınıza gelebilecek her teknolojinin yapı taşlarını oluşturan, bilgisayarlarımızın, telefonlarımızın çalışmasını sağlayan madenler: altın, gümüş, kobalt, manganez, molibden, demir, nikel, osmiyum, paladyum, platin, renyum, rodyum, rutenyum, tungsten ve nadir toprak elementleridir.

Bu madenler uzayda asteroitlerde Dünya’dakinden çok daha fazla bulunmaktadır. Bunların içinde uzayda altın ve platinyum bile var. Bundan dolayıdır ki NASA Gelişmiş Kavramlar Enstitüsü (NASA Instituefor Advanced Concepts – NIAC) ,Kepler Enerji & Uzay Mühendisliği (Kepler Energy Space Engineering LCC) ,Derin UzayEndüstrileri (Deep Space Industries),Gezegen Kaynakları (PlanetaryResources) gibi büyük şirketler uzay madenciliği için birbirleriyle yarışmaya başlamıştır. Onlar birer asteroidi gözlerine kestirmişler kim tutabilir.

Nedir Bu Asteroitler?

Asteroit, yörüngeleri çoğunlukla Mars ile Jüpiter gezegenleri arasında kalan gökcisimleridir.Güneş Sistemi haritasına bir göz atmak, gezegenlerin iki gruba ayrıldığını görmek için yeterlidir. Mars ve Jüpiter’in yörüngeleri arasında 480 milyon kilometreyi aşan bir boşluk vardır. İşte bu kocaman boşlukta birçok asteroit yer almaktadır.Asteroitlerin yüzeyinde bulunan donmuş su kütleleri de uzay ortamında en az madenler kadar değerlidir. Büyük bir asteroitten 100 trilyon dolarlık maden çıkarılabileceği düşünülüyor.

uzaymadenciliği-lepicallidus2

3 çeşit asteroit vardır;

C-tipi asteroitler, en çok olanlarıdır. Karbon ve su içeren mineraller bakımından zenginlerdir. Ayrıca çok miktarda organik karbon, fosfor ve gübreleme amacıyla kullanılabilecek temel bileşenleri de barındırırlar.Bu Asteroitlerde su bulunması gidecek olan uzay aracının yakıtını sağlayabilmesi için de kullanılabilecek.

S-tipi asteroitler, kayalık yapıya sahiplerdir temel olarak demir ve magnezyum silikatları içerirler. Ayrıca yapılarında nikel, kobalt, platin, rodyum, altın bulundururlar. Altını duyunca nasıl da gözleriniz parladı. Hadi hemen s-tipi bir asteroid kestirin gözünüze ve yolculuk başlasın.

M-tipi asteroitler, nadir kayalardır ancak S-tipine kıyasla 10 kat daha fazla metal içerirler. Genellikle elektronikte kullanılan madenleri bünyesinde barındırır.

uzaymadenciliği-lepicallidus3

Asteroitler Nasıl İşlenecek?

Asteroitler birçok yöntemle işlenebilmesi söz konusudur. Yüzey madenciliği yapılacaksa eğer toplama işlemini gerçekleştirebilecek ekipmanla donatılmış araçlara ihtiyaç vardır. Birçok asteroidin yapısında moloz yığınları şeklinde cevherler vardır. Elektromanyetik sistemler kullanılarak, değerli metallerin toplanması kolayca mümkün olabilir. Kum içerisine karışmış demir tozlarına mıknatıs yaklaştırıldığında, sadece demir taneciklerinin mıknatısa yapışması sonucu kolayca bir ayrıştırma ve toplama işlemi prensibine dayalı sistemler tasarlanabilir.

Asteroitten maden çıkarmak için araçlar tasarlanmasıyla asteroitten çıkarılan cevher yerçekiminin az olmasından dolayı aynı gökcismi üzerinde bir noktadan başka bir noktaya kolayca nakledilebilecek. Gidilen asteroit Dünya’dan epeyce uzakta olacak ve haberleşmek için kullanılan standart yollar birkaç dakika sürebileceği için kullanılması beklenen araç ya da ekipmanlar mutlaka otonom olmalıdır veya son derece yüksek bir otomasyon seviyesine sahip olmalıdır. Örneğin, Mars’a gönderilmiş keşif araçları komutlarını düzenli olarak Dünya’daki operatörlerden alsa da bu araçların da anlık şartlara uyum sağlamaları gerektiği için karar alma mekanizmalarındaki otonomluk seviyesi oldukça yüksek tutulmaktadır. (Yörünge Dışı Robotlar). Ancak madenciliğin zor koşulları nedeniyle insan desteği özellikle bakım ve onarım tarzı işlerde vazgeçilmez olacaktır.

uzaymadenciliği-lepicallidus4

Madenler Nasıl Getirilecek?

Asteroitlerin işlenmesine dair 3 seçenek karşımıza çıkmaktadır. Bu seçeneklerden ilki asteroiti parçalayıp, Dünya’ya getirerek burada işlenmesidir. İkinci ve belki biraz daha maliyetli olanı, madeni yerinde işlemek ve sadece işlenmiş ürünlerin Dünya’ya getirilmesidir. Bu yöntem kafamızda birçok soru uyandırıyor. Uzay aracı ne kadar yakacak, yakıtımız yetecek mi ? Son seçeneğimiz ise daha mantıklı görünüyor. Asteroiti Ay, Dünya ya da uluslararası bir uzay istasyonunun yörüngesine getirip buradaişlenmesi yöntemidir.Böylelikle ulaşım ve taşıma maliyetleri azalmış olacaktır.

Kim Bu Yatırım Yapanlar?

NASA Gelişmiş Kavramlar Enstitüsü (NASA Instituefor Advanced Concepts – NIAC) “Robotic Asteroid Procpector” denen bir proje hazırladı. Eylül 2012’de başlatılan bu proje asteroid madenciliğinin pratik yolları, gereken teknolojiler, görev ve araç tasarımları üzerine bilgiler verirken, bir yandan da 2025’te NASA’nın bütçesinin bir kısmı ile yatırım yapılması halinde ilerleyen yıllarda bu yatırımın nasıl bir geri dönüşünün olacağını öngörüyor.

Kepler Enerji & Uzay Mühendisliği (Kepler Energy Space Engineering LCC),önümüzdeki on yıl içerisinde seçtiği küçük asteroidlere küçük delgi matkaplı robotlar göndererek Dünya’ya birkaç tonun üzerinde maden getirmeyi planlayan bir şirkettir. 

Derin Uzay Endüstrileri (Deep Space Industries) ise asteroitleri tabir yerindeyse avlamayı planlıyor. Şirketinprototip tasarımları arasında asteroide yerleşik yapılardan küçük boyutlardaki asteroitleri yutarak dünyaya indiren sistemlere kadar seçenekler bulunuyor. Deep Space, 3D yazıcı teknolojisi kullanarak çıkarılan madenleri uzay ortamında işlemeyi planlıyor. Bu sayede uzay çalışmalarında giderlerin çok büyük kısmını oluşturan dünyaya iniş kalkış maliyetleri ortadan kalkabilecek.

uzaymadenciliği-lepicallidus6

Şirket, getirilen asteroit parçalarının uzay araştırmaları yürüten ülkelere satılması ve mücevherlere dönüştürülmesini de ek gelir modelleri olarak düşünüyor.Şirket,“MicroGravityFoundry” olarak adlandırdığı 3D yazıcı sayesinde uzay mekikleri için parçalar üretecek. Bu yazıcı uzayda metal parçalarını basabilecek. Basılan bu metal parçalarının geleneksel üretim yöntemlerinden daha güçlü olacağı belirtiliyor. Bu eşsiz döküm metodu sayesinde ister Mars görevi için olsun ister yeni uydular üretmek için gerekli metal parçalar üretilebilecek ve en önemlisi asteroitler yakıt elde etmek için de kullanılabilecek.

Bu girişimlerden en ilginci ise Gezegen Kaynakları (PlanetaryResources) denen şirket. Bizzat Google’ın patronları LarryPage ve EricSchmidt, Titanic filminin yönetmeni James Camerontarafından yatırım yapılan bu şirket, pastadan en büyük dilimi alacak gibi görünüyor.PlanetaryResources, 2020 civarı uzayda bir yakıt tankı kurup asteroitlerden elde edilen buzu burada sıvı oksijen ve sıvı hidrojen olarak ayrıştırıp roket yakıtı haline getirip, ticari uydu ve uzay araçlarına ikmal yapmayı hedeflemektedir.

uzayda maden

PlanetaryResources öncelikle asteroitlerin araştırılması ve tespit edilmesine odaklanıyor. Bunun için geliştirdikleri Arkyd 100 isimli uzay teleskopunu yörüngeye almışlar. Şirket, değerli maden taşıyan bir asteroit tespit ettiğinde bunu Ay’ın yörüngesine çekerek burada işlemeyi düşünüyor. Ne yazık ki ilk test uyduları Arkyd 3, 28 Ekim 2014’te fırlatma sırasında patlayan Antaresroketindeydi. Uzayendüstrisinde yatırımları bu şirketler kadar büyük olmasa da uzayı faaliyet alanı olarak tanımlayan 900’e yakın şirket mevcut. Bu düşünülen çalışmalar gerçekliğe kavuşmuş durumda olmadığından bize hala bilim-kurguymuş gibi gelebilir. Ama milyon doları olsa da hedefi 100 trilyon dolar olan bu şirketler için asla bilim-kurgu değil ve uzayı parsellemeyi öncelikli hedefleri haline getirmiş görünüyorlar.

Güzel günler!

⇒http://www.planetaryresources.com/

⇒Açık bilim

İrem Kayar

İrem Kayar

Gazi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümü 4.sınıf öğrencisi. Teknolojiye ilgili, araştırmayı seven, 3d yazıcı meraklısı, fotoğraf çekmeye bayılan, her daim neşeli bir mühendis adayı :)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir