Bir Yalanın Anatomisi: Aşk

Paylaşabilirsiniz: Google+ Whatsapp Yazdır

Bir Yalanın Anatomisi: Aşk

Size öyle bir konudan bahsedeceğim ki bütün algınız değişecek,bildiğiniz gerçek zannettiğimiz şeylerin aslında bir yanılgı olduğunu öğreneceksiniz, ve bu yazıdan sonra dostlarım dinlediğin ne kadar aşk şarkısı varsa sileceksin,okuduğun ne kadar aşk kitabı varsa hepsini birer birer yırtacaksın,izlediğin ne kadar aşk filmi varsa hepsine lanet okuyacaksın ve hepsinin birer para tuzağı ve rant kaynağı olduğunu öğreceksin, bunca sene boş yere kendini siktiğini göreceksin,size sizden saklanan,anlatılmaya cesaret edilmeyen  gerçekleri vaad ediyorum, asla fazlasını değil,bu konuya dikkat çeken o değerli “usta” ya da buradan selam olsun.

Öncelikle ben aşık olmak istiyorum veya şu an aşığım kafasında bir adamsanız bu yazıyı okumayın direk geçin çünkü bu yazı ister istemez sizi etkileyecek,değiştirecek, bu kafadaki bir adamın bu yazıyı okuması bile büyük tehlike arz ediyor, sorumluluğu tamamen size ait, ben yazan, çizen adamım ve bu yazılarda okuyanı ister istemez etkileyecek değiştirecek ben uyarımı şimdiden yapayım  burada aşkın gerçek,bilimsel ve sağlam temellere oturmuş bir tanımını bulacaksınız ve eminim ki birçoğunuz önemli bir farkındalık kazanacaksınız yazdıklarımı okurken sıkılsanız da anlamasanız da okuyun sadece okuyun ve bana güvenin diyorum…

Yıllarca aşkın tanımı yapıldı, aşk temalı romanlardan tutun,filmlere, ota  boka kadar herşey aşk ile ilişkilendirildi peki nedir gerçekten aşk?

Hani içimizde bir kelebek uçar ya, hani ondan başka kimseyi düşünemeyiz ya, hani her kafamızı yastığa koyduğumuzda onu düşünürüz ya, hani her sabah kalktığımızda ilk aklımıza gelen odur, onun yokluğunda yemeden içmekten kesiliriz ya, hani her nefes de onu düşünürüz ya, hani onsuz bir hayat düşünemeyiz aklımızı kaybederiz neredeyse kendimizden vazgeçeriz onun için ya, aşk budur değil mi ? Benim saftirik dostlarım…

Yıllarca bu ve buna benzer yalanlarla kandırıldık saygıdeğer dostlarım ama ben size işin çok farklı bir yönünden bahsedeceğim…

Aşkın temelinde 3 farklı hormon rol oynar: Dopamin, Oksitosin ve Vazopressin…

İlk olarak Dopamin denilen hormondan başlamak gerek kendisi mutluluk hormonu olarak bilinir ve kandaki miktarının fazla olması durumunda kan basıncı yükselir, kalp atışı hızlanır vs.

beyin-dil

Esas bizi ilgilendiren kısma gelelim sen saftirik kardeşim, aşık olduğunu zannettiğin an yani kendini kaptırdığın an kanındaki dopamin miktarı artar, kendini ayakların yerden kesilmiş hissedersin, sonra yukarıda yazdığım belirtileri göstermeye başlarsın.Bir önemli bilgi daha, kandaki dopamin miktarının sürekli artması sonucu beyin artık dopamine bağımlı hale gelir, tıpkı bir uyuşturucu bağımlısının uyuşturucuya bağımlı hale gelmesi gibi ve bu takıntı haline gelir işte aklımdan çıkmıyor falan dediğin olay tamamen bu sebeplerden kaynaklanıyor aşk falan hikaye yani…

İlginizi Çekebilir:  Bilincin Yasaları: İnanç Yasası

Farelerle ilgili yapılan şu deneyler olayı daha iyi anlamamızı sağlayacak sanırım:

Farelerde aşk, yani cinsellikle doğrudan ilgili olduğu tespit edilen oksitosin ve vazopressin hormonlarının salınılması engellendiğinde, farelerin eş tercihi olmadan rastgele çiftleştikleri tespit edilmiş yani eş tercihini belirleyen tamamen bu hormonlardır…

Yani şunu anlatmak istiyorum avanak dostlarım, aşk tamamen hormonal ve nörokimyasal bir olaydır,bu 3 hormon sizi bu hale sokar bu hormonların tekrar dengeli bir hale gelmesi durumunda ise sizde eski halinize dönersiniz yani o olmazsa hayatım biter falan hikaye yani.

Siz kendinizi kaptırdığınız anda bu hormonlarında etkisiyle nöronların sinaptik noktalarında nöral ağlar meydana gelir bu ağlar az olursa hoşlantı, eğer çok olursa kara sevda dediğiniz şey meydana gelir ve nöral ağların zayıflaması da uzun süre alır bu nedenle zaman her şeyin ilacıdır falan derler, alakası yok tamamen nöral ağlarla alakalı bi durum yani…

ask-yalan

Şimdi size bir aşk hikayesi anlatayım başrolünde sen ol ama biraz farklı bir anlatım tarzı olsun,sen bir kızı gördün ve hoşlandın ve adım adım senin nasıl aşık olacağını inceleyelim, sen hoşlandığın kızı düşündükçe veya kızla vakit geçirdikçe sendeki testosteron hormonu salgısı en üst seviyeye çıkar ve bu hormonun ve diğer aşk hormonlarınında etkileriyle bu kızla ilgili ne varsa beynine nöral ağlar olarak kazınırlar, bu denli yüksek bir hormonal ve nörolojik aktivite sonucu beyin, bunda bir iş var kesin amk bu kişi önemli biri olmalı der, ve kızla ilgili bütün verileri nörolojik programlar yani sinir hücreleri(nöral ağlar) vasıtasıyla silinmemek üzere beyninize kazır, evet hikayemize devam edersek kendinin ve beyninin nasıl çalıştığından zerre kadar haberi olmayan piçoz genç aşığımız, beynindeki bu nöral ağlara aşık olur,ha aşık olmaktan kastım tamamen o kişiyi takıntı haline getirir, o aşık oldum zannediyordur oysa herşey bir yanılgıdır bir ilüzyon, burada bir yol ayrımı çıkar, ya burada ben aşığım amk moduna girer ve kızın karşısına çıkar bir şekilde açılır kıza, kızda bunu siktir edince ulaşılamayan şey değerlidir hesabı bu piçozun  beynindeki kızla ilgili anılar ve piçozun hayalleri beynine daha çok kazınır ve piçozumuz kendini daha da çok aşık olduğuna inandırır ve hayata siktir çekip herşeyi kendi kendine piç eder, diğer versiyonda ise bu kardeşimiz kızla bir şekilde konuşur ve kız da kabul ederse bir ilişkiye başlar, olayları hızlı geçersek ilişki boyunca kardeşimiz kıza aşık olur( veya kendini inandırır diyelim),kıza bağlanır,yine aynı yasalar geçerlidir ilişki boyunca, kızla geçirdiği anılar piçozumuzun beynine kalıcı olarak kazınır, bir şekilde piçozumuz yine siktir yediğinde, bu anılar beyninde zaten büyük bir yer kapladığından, ayrılıkla birlikte daha da artar ve buda senin sürekli özlüyorum veya aşk acısı dediğin şey olur, şimdi kardeşlerim biliyorum daha önce olayları hiç bu şekilde düşünmediniz, farkına varmadınız, ve birazdan söyleyeceğim şeyden sonra hepiniz okumayı bırakacaksınız…

İlginizi Çekebilir:  Gün Boyu Mutlu Olmanın Sırları

Beyler,panpalar,kardeşlerim, siz kızlara değil, hormonlarında etkisiyle beyninizdeki nöral ağlara,düşünce,duygu,hayal ve anılara aşık olursunuz, inanmak istemeyen ise siktir olup gidebilir, hayatınızı değiştirip kontrol altına almak da senin elinde, aşık olduğuna kendini inandırıp kandırılmak da…

Buraya kadar anlattığımdan hiçbir şey anlamadınız adım gibi eminim, her neyse anlamasanız da okuyun en azından bir farkındalık kazanacaksınız buda bir şeydir tabi, yalnız anlattıklarımı yanlış anlayacak moron arkadaşlar olabilir onun için bir açıklama yapıyorum burada, size sevmeyin aşık olmayın demiyorum, sevmek, sevgi ve aşk aynı kavramlar değildir diyorum her aşık olduğunuzu hissettiğinizde bu o kişiye karşı bir sevgi beslediğiniz anlamına gelmiyor demek istiyorum yapılan en büyük hata o kişiyi takıntı haline getirip sonra da ben aşığım moduna gitmektir hissettiklerin gerçek değil hormonlarla alakalı bir durumu açıklıyorum…

Bakın bunları niye anlatıyorum, erkekler özellikle size sesleniyorum kardeşlerim yapmayın etmeyin hayatınızı piç etmeyin diye anlatıyorum sevmek, sevgi bunlar farklı kavramlar ama takıntılı bir ruh haline girip “aşığım ben aq hayat benim için bitmiştir o olmadan yaşayamam” haline girdiğin an aşk dediğin şey  psikolojik bir rahatsızlık halini alıyor,tamamen hormonal ve elektriksel bir durum aşk falan hikaye masal yani her şeyin farkında olun kontrolü elinize alın diye anlatıyorum, haa bazı dallamalar çıkacaktır tabi biz insanız robot değiliz duygularımız var diye  yada ben aşık olmak istiyorum kafasındaki adamlar olacaktır elbet, onlarla da bizzat ben ilgileneceğim…

Bakın bunları yazma amacım şu aslında, deli gibi sevip aşık olduğuna kendini inandırıp sonra da siktir yiyen adamlar yerine kontrolü eline alan ve herkese hak ettiği kadar değer veren adamlar oluşmasını sağlamak bugünlük bu kadar hadi eyvallah…

İsmail Cantürk

İsmail Cantürk

Gazi Üniversitesi Makine &Elektrik-Elektronik mühendisliği mezunuyum ve Tübitak Sage 'de Araştırmacı olarak çalışmaktayım. Bilim, teknoloji ve kişisel gelişim alanlarında yazılar yazmaktayım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bir Yalanın Anatomisi: Aşk

0